Bir şirket marka çalışmasına karar verdiğinde ilk gündem maddesi neredeyse her zaman logo oluyor. Logo tamamlandığında da iş bitmiş sayılıyor. Oysa logo, markanın yalnızca en görünür parçası. Markayı akılda kalıcı yapan şey işaretin kendisi değil, o işaretin arkasındaki tutarlılıktır.
Marka sizin ne söylediğiniz değil, müşterinin sizin hakkınızda ne düşündüğüdür. Bu izlenim tek bir yerde oluşmaz: sitenizin açılma hızında, telefonu kaçıncı çalışta açtığınızda, faturanızın okunaklılığında ve şikâyete verdiğiniz cevabın tonunda oluşur. Bunların hiçbiri logoyla ilgili değildir.
Müşteriyle nasıl konuştuğunuz. Resmî mi, samimi mi? Teknik terim kullanıyor musunuz, sadeleştiriyor musunuz? Aynı şirketin sitesinde ciddi, sosyal medyasında şakacı, e-postasında soğuk bir dil kullanması güven duygusunu zedeler.
Renk paleti, tipografi, fotoğraf tercihi ve boşluk kullanımı. Logo bu dilin bir öğesidir, tamamı değil. İyi kurulmuş bir görsel dilde, logo olmadan da markayı tanırsınız.
Müşteriye ne söz veriyorsunuz? Hız mı, uygun fiyat mı, uzmanlık mı? Üçünü birden vaat eden markalar, hiçbirinde inandırıcı olmaz. Vaat bir seçimdir ve seçim yapmak bazı müşterilerden vazgeçmek demektir.
İlk temastan satış sonrasına kadar yaşanan her adım. Satış öncesi mükemmel, satış sonrası kayıp bir şirketin marka sorunu tasarımla çözülmez.
Markaların çoğu, sıra dışı olmadıkları için değil her seferinde farklı oldukları için akılda kalmıyor. Her kampanyada değişen renk, her yazıda değişen üslup, birikim oluşmasını engeller. Ortalama ama tutarlı bir kimlik, parlak ama dağınık bir kimlikten daha güçlüdür.
Bu dört madde pahalı bir kurumsal kimlik projesinden daha hızlı sonuç verir, çünkü markanın gerçekte yaşadığı yere dokunur: günlük temasa.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır. Bu siteye giriş yaparak çerez kullanımını kabul etmiş sayılıyorsunuz.